ahlaki-degerler.jpg
Bahailer Neye İnanır /

Ahlaki Değerler


Ahlaki değerler hakkındaki bu konu derlemesi web sitesinin bu bölümündeki diğer derlemelerden daha farklı bir biçime sahiptir. İlahi yasa hakkında bir makaleyi, dört başlık olarak hazırlanmış Bahai İnancı’nın Yazılarından alıntılar takip etmektedir. Bu başlıklar; sevgi ve bilgi; doğru sözlülük, güvenilirlik ve adalet; temiz kalplilik ve alçakgönüllülük ve güvendir. Ancak, diğer konu derlemelerinde de olduğu gibi, konuyla ilgili makale ve kaynakların bir seçkisini de içermektedir.

Ruhani yaşamın merkezinde Allah’ın âlemlerindeki sonsuz yolculuğumuzda bize destek olan ruhani niteliklerin geliştirilmesi vardır. Bu dünyada, böyle niteliklerin geliştirilmesi, davranışın devamlı olarak saflaştırılmasından –ki bununla her insan, kendisine bağışlanmış olan asalet ve namusu fiillerinde artan şekilde yansıtmaya başlar– ayrılamaz. Hz. Abdülbaha şöyle ifade etmiştir, “Durmaksızın ve dinlenmeksizin insandaki ruhani doğanın geliştirilmesini başarmak için gayret etmeliyiz ve insanlığı gerçek ve müstakbel makamının asaletine doğru ilerletmek için bitmez tükenmez bir enerjiyle çaba göstermeliyiz.”

Ruhani nitelikler benliğe odaklanarak elde edilmez. Onlar başkalarına hizmette geliştirilir. Hz. Bahaullah düşüncelerimizin mevzusunu “gönül ve ruhların kalkınması” haline getirmemizi söylemiştir. “Bunun yolu,” diye devam eder, “iyi ameller, faziletli bir hayat ve güzel huydur.” Hz. Abdülbaha ise şöyle buyurmuşlardır: “İnsan, sorumluluklarını yerine getirmek için ayağa kalkarsa ne kadar seçkin, ne kadar saygındır; toplumun menfaatine gözlerini kapar ve değerli hayatını kendi bencil ilgi alanları ve kişisel çıkarları için tüketirse de bir o kadar rezil ve değersizdir.”

Ruhani nitelikler büyüyen bir sevgi ve bilgi rahminde, ilahi yasaya uygun olarak gelişir. Zihin ve kalplerimizde Tanrı’nın bilgisinin artışına izin verirsek, yüksek doğamızın nitelikleri serpilmeye başlar. Giderek artan berraklıkla, neyin izzete vesile olduğunu ve neyin zillete götürdüğünü ayırt ederiz ve fiziksel evren, insanoğlu, toplum ve ruhun yaşamı hakkındaki anlayışımızda ilerleme kat ederiz. Sevgi bilgi ile büyür ve gerçek anlayış sevgi ile geliştirilir. Kalp ile zihin arasında yanlış bir ikilem önlenir.

Ruhani nitelikler geliştirme çabalarımızı, sebat göstererek ve öğrenerek, suçluluktan arı, hatanın kaçınılmazlığını kabul ederek ama potansiyel olarak içimizde bulunanları gözden kaçırmadan, alçakgönüllülükle Rabbimizin yanında yürümek şeklinde düşünebiliriz. Zorluklar ve aksaklıklar önlenemez olsa da bu mutlulukla dolu neşeli bir uğraştır.

Bu hayat boyu gelişimdeki, kişiliğin böyle kademeli olarak saflaşmasında en büyük tehlikeler arasında, ruhani teşebbüsü çarpıtan ve temelini sarsan özellikler olan kendini beğenmişlik, üstünlük ve gurur vardır.

Hz. Abdülbaha’nın aşağıdaki buyruğu bu konudan bahsetmektedir:
“Her insan evladı Allah’ın kuludur. Hepsi Tanrı’nın gücü ve lütfu ile yaratılmış ve beslenmiştir. Hepsi aynı ilahi gerçeklik Güneşinin inayetleriyle kutsanmıştır. Hepsi Allah’ın sonsuz merhamet çeşmesinden kana kana içmiştir ve hepsi O’nun gözünde ve sevgisinde kullar olarak eşittir. O hepsine karşı cömert ve iyilikseverdir. Bundan dolayı, kimse kendisini başkasından yüce saymamalı, kimse bir başkasına gurur yahut üstünlük göstermemeli, kimse kimseyi hor veya hakir görmemeli ve kimse bir insan kardeşini mahrum etmemeli veya ona baskı yapmamalıdır. Herkes Tanrı’nın merhamet okyanusuna daldırılmış gibi görülmelidir. Tüm insanlarla kibarlık ve şefkat ile ilişki kurmalıyız. Herkesi gönülden sevmeliyiz.”