Fedakârlık ruhu deniz aşırı iki toplumu birbirine bağlıyor

PORT MORESBY, Papua Yeni Gine, 15 Eylül 2015 — Pasifik Okyanusu dünyada kültür ve dil bakımından çeşitliliği en çok olan ülkelerden bir tanesine ev sahipliği yapmaktadır. Papua Yeni Gine (PYG) ulusunda 800’ü aşkın dil konuşulmakta ve 700 kadar yerel kabile grubu dağlık arazilerde yaşamaktadır.

Yakın bir zamanda, PYG’nin iki büyük ulusal televizyon kanalından biri olan EMTV, PYG Bahaileri ile ortaklaşa hazırlanan ve Bahai toplumunun geçen on yıllarda bir toplum yaşamının filizlenip meyve verişine tanıklığında ülkedeki deneyimler ile toplumlarına devlet destekli zulmün halen sürdüğü İran’daki Bahailerin yaşadığı ağır koşulların birbiriyle karşılaştırılıp ilişkilendirildiği özel bir televizyon yapımını yayına koydu. Mesafe bakımından ve kültürel ve sosyal ortamlarının gerçeklikleri bakımından birbirlerinden uzak olsalar da belgesel, PYG’deki Bahailerin, İran’daki dindaşlarıyla hissettikleri derin bağlantıyı yansıtmaktadır.

Bu belgesel, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında İran’da doğan fakat 1950’lerden itibaren de PYG’de sağlam köklere sahip olan Bahai Dini’nin öğretilerini ve tarihini konu alıyor. Programın ilk bölümü, Bahai İnancı’nın PYG’ye gelişinin ve ada insanlarına adanmışlıkları hem Bahai toplumunun hem daha geniş toplumun gelişimine etki etmiş birkaç Bahai’nin öyküsünü anlatmaktadır.

Ülkenin ilk yerel Bahaisi olan Bay Apelis Mazakmat, Bahai İnancı’nın PYG’deki erken tarihine ait şahsiyetler arasında olup filmde takdim edilenlerden birisidir.

PYG’nin eski Başbakanı Sir Julius Chan, belgeselde aktarıldığı şekliyle Bay Mazakmat’ı “adil ve müreffeh bir toplumun gelişimine bütünsel bir yaklaşımı desteklemede ve sürdürmede canlı bir efsane” olarak tarif etmektedir.

Belgesel ayrıca 1954’te PYG’ye taşınan Avustralyalı bir Bahai olan Bayan Violet Hoehnke’nın Bahai İnancı’nın öğretilerini ilk defa bu ülkenin kıyılarına getirmesinin öyküsünü de anlatmaktadır. Bayan Hoehnke insanlığın birliği prensibinin bir savunucusu idi ve video onun bu temel Bahai prensibine adanmışlığını vurgulamaktadır.

Sunucunun tarifiyle: “Genellikle ‘Kız kardeş Vi’ olarak bilinen, eğitimli bir hemşire olan Bayan Hoehnke ülkenin tamamlanmış ilk hastanesinin başhemşiresiydi.”

“Bayan Hoehnke, Admiralty Adaları’ndaki evine yerel insanları davet eder ve onlara ilk yardım dersleri verirdi ve bu, ırksal ayrımcılık yapan Avrupalı toplumun üyelerinden olumsuz eleştiriler almasına sebep oldu. Bunun sonucu olarak hastane yönetimi kendisini derhal yakın bir ada olan Rabaul’da bir hastaneye nakletti.”

İkinci bölümde odak, İran’daki Bahai toplumunun maruz kaldığı zulüm üzerindedir ve 1979 tarihli İran devriminden sonra meydana gelen infaz ve mahpusluklar da dâhil olmak üzere dinin ilk yıllarından itibaren sürekli ve devamlı olan baskı ve saldırı dalgalarına dikkat çekilmektedir.

Programın son bölümleri, Bahai toplumunun dünya çapında ve PYG’de toplumun iyileştirilmesi için sarf ettiği gayretleri tarif etmektedir. Bahailerin birlik ve uyumun açığa çıkması için gösterdikleri çabalar vurgulanmakta ve film, yapıcı sosyal dönüşüme katkıda bulunmaya yönelik bir dizi çabayı incelemektedir.