Birleşmiş Milletler şiddetin önlenmesi için dine odaklanıyor - 16 Mart 2016

WASHINGTON – Dünyanın her yerindeki dini liderler ve inanç temelli kuruluşlar, acımasız suçlara neden olabilecek şiddetin teşvikini önleme üzerine kendi rollerini anlamak için bir araya geliyorlar.

Kanada Bahai Toplumu Halkla İlişkiler Direktörü ve Kanada Dinlerarası Diyalog Başkanı Gerald Filson, “Din, bu sorunla mücadelede bir anahtar olabilir,” demiştir. Kanada Bahai Toplumu, o ülkede dinin toplumdaki yapıcı rolüne ilişkin bir diskur ile dinamik bir şekilde meşgul olmuştur.

Dr. Filson, Soykırımı Önleme ve Koruma Sorumluluğu üzerine Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi tarafından organize edilmiş yakın zamandaki bölgesel toplantıda Bahai Toplumunu temsil etti. Forum, Washington’da 29 Şubat ile 1 Mart tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Barış Enstitüsü’nde düzenlendi ve bu önemli meseleyi incelemek için dünyanın her yerinde yıl boyunca gerçekleşmekte olan beş forumdan biriydi.

Dr. Filson diyaloga olan katkılarında, gençlik eğitim programlarının önemini tartıştı ve bunun mübalağa edilemeyeceğini açıkladı. “Gençlik, yapıcı mesajlar arıyor ve dünyayı daha iyiye doğru değiştirmek istiyor. Dini liderlerin, bu yaş grubuna hitabeden programlara sistematik olarak odaklanması gerekmektedir.”

Washington’daki toplantıda, Birleşmiş Milletler Soykırımı Önleme Özel Danışmanı Adama Dieng, ABD Barış Enstitüsü Başkanı Nancy Lindborg, Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Ombudsmanı John Barkat ve Dünya Kiliseler Konseyi Temsilcisi Rudelmar Bueno De Faria yer almaktaydı.

Dünya çapında gerçekleştirilen seminerlerdeki çeşitlilik, zengin bir deneyim alışverişine ve bir dizi farklı gruptan gelen olumlu eylemlerin paylaşımına olanak sağlamıştır. Örneğin Amman, Ürdün’de düzenlenen toplantıdaki bir sunucu, İran’da Ayetullah Abdol-Hamid Masoumi-Tehrani’nin girişimine “iyi bir fetva örneği” olarak atıfta bulunmuştur.

Her beş konferansın katılımcıları ayrımcılığın, düşmanlığın ve şiddetin teşvikini önlemeye ve bunlara karşı çıkmaya yönelik bölgesel stratejiler geliştirmiştir. Washington’daki toplantıda görüşülen stratejiler, teşvik sorunlarının ve eğilimlerin belirlenmesini, alternatif veya cevap niteliğinde mesajların geliştirilmesinin ve yayılmasının sağlanmasını, teşvikten sorumlu olanlarla diyalog içerisinde bulunmayı, eğitim programları oluşturmayı, politik destek arayışını ve dinler arası faaliyetlerin güçlendirilmesini içeriyordu.

Dr. Filson şöyle konuştu: “Bu bir dizi toplantı, Yüce Adalet Evi’nin Dini Liderlere 2002 Mesajındaki diğer şeylerin yanı sıra dini aşırılıklara karşı açıkça konuşabilmeleri ve tüm dünya dinlerinin ilahi temelini kabul etmeleri konusunda din liderlerine çağrıda bulunduğu meseleye birçok açıdan yanıt mahiyetinde olmuştur.” Dr. Filson aynı zamanda, konuşmacıların ne kadar sık “tek insanlık” ve “tek Tanrı” kavramlarının öneminden bahsettiğini ve birliğe, bütün dinlerin uyumuna, kadın ve erkek eşitliğine, nefrete sevgi ile karşılık vermeye değindiğini kaydetmiştir.

Dr. Filson, “Toplantıdaki yorumlar aynı zamanda, Amerika’daki dini liderliğin, uzun süredir devam eden dini önyargıyı bir kenara bırakabilecek köklü tutum değişimini üstlenebileceğini gösterir gibiydi,” demiştir.