Bizi birleştiren şeylere odaklanmalıyız, diyor BIC (Bahai Uluslararası Toplumu) - 29 Eylül 2016

VARŞOVA – Artan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı karşısında şimdi artık bizi birleştiren şeylere odaklanma zamanıdır. Bu, kısa süre önce Varşova, Polonya’da 19-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen Avrupalı liderler forumunda Bahai Uluslararası Toplumu’nun (BIC) üzerinde durduğu önemli noktalardan biriydi.

BIC art arda ikinci kez Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından düzenlenen ve 57 Ülkenin, insan haklarına ve demokrasiye adanmış birçok başka AGİT kuruluşu ve sivil toplum aktörü ile buluşmak için bir platform olan İnsani Boyut Uygulama Toplantısı’na iştirak etti.

Hoşgörü ve ayrım gözetmeme konulu bir oturumdaki katılımcılara hitap ederken BIC Brüksel Temsilcisi şunları söyledi: “Sorulması gereken en acil sorulardan biri, … çeşitli geçmişlere sahip olan insanların nasıl bir arada yaşayacakları … ve ayrımcılığa, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına nasıl karşı konulacağıdır.”

“Belli başlı önyargı şekillerine karşı koymak için farklı stratejiler tasarlama işi, içinde çok fazla düşünmeyi ve çalışmayı barındırır,” şeklinde devam etti. “Bizi nelerin birleştirdiğine dair daha derin bir anlayış edinmek eşit öneme sahiptir.”

BIC aynı zamanda, önyargılarımızı terk etme kararlılığımızın altında yatan şeyin sonuçta ortak insanlığımızı oluşturan şeyleri açık açık konuşmaya hazır oluşumuz olduğuna dair yorumda bulundu.

Yorumlarında BIC, “hem bugünkü nesilde hem de gelecek nesillerde zengin, sağlam ve geniş çaplı bir ortak kimlik duygusu beslemeye ve Avrupa insanlarında sadece benzer sosyal, kültürel, milli veya fiziksel özellikleri paylaşanlara karşı değil ama tüm insanlığa karşı güçlü bir sadakat ve sorumluluk geliştirmeye eğitim süreçlerinin nasıl yardımcı olabileceğini” araştırma konusunda AGİT’i teşvik etti.

“Düşünce, vicdan, din veya inanç özgürlüğü dâhil temel özgürlükler” konulu oturumda BIC’nin katkısı koalisyon [işbirliği için birleşme] yaratmaya odaklanmaktaydı. Özellikle, din ve inanç özgürlüğünü geliştirmek amacıyla birbirlerinin lehinde konuşmak ve koalisyonlar yaratmak için, ister dinî olsun ister olmasın, çeşitli toplumsal aktörlerin arasındaki artan eğilime vurgu yapmıştır.

Birleşmiş Milletler Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü Prof. Heiner Bielefeldt bu duyarlılığı tekrarlayarak ve özellikle “azınlık” ve “çoğunluk” gruplar arasındaki ortaklıklara dikkat çekerek çeşitli gruplar arasındaki ortaklığa ve işbirliğine yönelik hareketi övdü.

Şu şekilde yorumda bulundu: “Çeşitli konuşmalarda ima edilen umut işaretlerinden biri, deneyimlediğimiz ve farklı organizasyonlar arasında şimdi gelişmekte olduğunu gördüğümüz işbirliğidir.”