Cesur din adamı tabloyu parçalara bölüyor, birliği destekleyip teşvik ediyor - 3 Kasım 2016

Geçtiğimiz yıllarda İran’ın içindeki ve dışındaki bireyler ve gruplar ülkede adalet, insan hakları ve kapsayıcı bir kültür çağrısında bulunmuşlardır. Her ne kadar gittikçe daha fazla ses bu çağrıya dâhil olsa da İran’ın dini kesimlerinin sözlü destekleri çok ender görülmektedir. İran’da dini bir şahsiyet, vatandaşların ve azınlıkların haklarını desteklemek amacıyla sesini yükselttiği durumlarda bu, sayısız yüreğe umut ilham edebilmektedir.

Böyle bir ortamda, aynı zamanda bir hattat ve sanatçı olan, İran’ın üst düzey bir din adamı Ayetullah Abdol-Hamid Masoumi-Tehrani birliğe yönelik açık adanmışlığı ile göze çarpmıştır. İran’da toplumsal uyuma katkıları dünyanın birçok yerinde dikkat çekmiş ve övülmüştür.

Geçtiğimiz günlerde Ayetullah Tehrani, yeni bir tablo yapıp ülkedeki sekiz dini gruba tekabül eden sekiz parçaya bölmüştür. Tablonun bu parçalarını, “İran’ın milli kültürünün ve aynı zamanda tüm bölgenin ruhani ve dini birikiminin temel yönleri” olarak değerlendirdiği Zerdüştlere, Musevilere, Hristiyanlara, Mandenlere, Yaresanlara, Bahailere ve Sünni ile Şii Müslümanlara atfetmiştir.
Websitesindeki bir açıklamada şöyle yazmaktadır: “Bunların her biri olmadan milli kimliğimiz eksik kalmış olurdu.”

Tablosunu bu şekilde parçalara ayırması, İran milletini oluşturan çeşitli halkların bölünmesini simgeler ki bu bölünmeyi dini fanatizme dayandırmakta ve gerçeğe ayrıcalıklı erişim olarak ileri sürmektedir.
Tablosunu parçalara bölme sembolünü açıklarken şöyle ifade etmektedir: “Beşeri toplumun siyasi kurumu yabancılaşmalardan ve ayrışmalardan nasıl zarar görürse bu çalışmanın her bir parçası da aynı şekilde diğer parçalarla eşlik edilmediği sürece eksik kalacaktır. Bu çalışma yalnızca tüm parçalar biraraya geitirildiğinde tamamlanmış olacaktır.”

Geçmişte Ayetullah Tehrani, dini azınlıklara yönelik başka uzlaşma ve kardeşlik jestleri yapmıştır. Örneğin Nisan 2014’te Bahai yazılarından kutsal bir sözün hattat sanatıyla bir yorumunu dünya Bahailerine hediye etmişti. Bu hareketi aynı zamanda İran’ın en büyük dini azınlığın maruz kaldığı zulmü teyit etti ve İran Bahailerine, ülkelerinin refahı ve mutluluğu için çalışan diğer vatandaşların yanında hak ettikleri yerde olmalarına izin verilmesi arzusunu dile getirdi.

İran’ın din adamlarının bir üyesi olarak kendisinin bu cesur hareketleri bu ülkenin içinde ve sınırlarının ötesinde yankı uyandırmıştır. Başka Müslüman zümrelerdeki ve dünyanın her tarafında bulunan diğer dinlerdeki mevkidaşlarına, dini çeşitlilikle hep beraber barış içinde yaşayabilmeye yönelik hareketlerini desteklediklerini dile getirmelerine ilham vermiştir.

Bu son hareketiyle Ayetullah Tehrani birçok yurttaşlarının özlem ve arzusunu ifade etmektedir: “Bu ülkenin sadece belirli bir dine, sınıfa, etniğe veya ideolojiye değil; fakat hiçbir ayrım olmaksızın tüm İranlılara ait olduğu bir gelecek.”