İnançlar arası etkileşime dair gelişen Bahai perspektifi

17 Ocak 2019

Bu yazı, Bahai toplumunun geniş toplumun diskurlarına katılımını ele alan hikâyeler serisinin üçüncü bölümüdür.

Oslo - Norveç

Son zamanlarda uluslararası çapta gerçekleşen inançlar arası toplantılar, dünyada gitgide artan bir farkındalığa işaret etmektedir. Birçok toplumsal aktör bu gibi inançlar arası etkileşimlerde, inancın yapıcı güçlerini toplumun ıslahına yönlendirmek için yeni bir potansiyel görmektedir. 

Norveç’in ulusal inançlar arası organizasyonuna başkanlık eden Britt Strandlie Thoresen, “Kendi bakış açımızın ayrıcalığı konusunda ısrar etmek yerine alçakgönüllü olabildiğimizde, birbirimizden bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz,” şeklinde görüşünü paylaşmıştır. Bir Bahai olarak Thoresen’in inançlar arası etkileşime olan adanmışlığı, karşılıklı dayanışmanın birliği güçlendiren etkisine olan inancından kaynaklanmaktadır. “Birlikte ortak bir yol bulmaya çalışıyoruz – birlik içinde daha iyi bir dünya kurmanın yolunu.” 

Günümüzde inançlar arası hareket, farklı inançlara sahip insanlar arasındaki diyaloğu geliştiren bir asırdan fazla zamandır süregelen bir deneyim üzerine geri dönüp bakabilecek ve yansıma yapabilecek duruma gelmiştir. 19. yüzyılın sonunda gelişen bu hareket, dinin birliğini kabul etmeye dair büyük bir umut vaat etmiştir. Fakat 20. yüzyıl çok farklı bir tablo çizmiştir. İki tane dünya savaşı, sert bir şekilde artış gösteren mezhepsel şiddet, köktendincilik ve radikalleşme ile birlikte pek çok kişi dine karşı inancını yitirmiş ve inançlar arası birlik hareketine temkinli yaklaşmaya başlamıştır. 

Tüm bunlara rağmen, inançlar arası birlik hareketi, dünyanın dini toplulukları arasında birliği desteklemeye yönelik etkileyici katkılarda bulunmuştur. İnsanlar giderek artan bir şekilde, en ağır zorluklarla başa çıkarken bu hareketin daha yüksek bir birlik elde etmelerinde insanlığa nasıl yardımcı olabileceğinin bilincine ulaşmışlardır. 

Bahailer, bir yüzyıl boyunca dünya çapında düzenlenen inançlar arası faaliyetlere katılımları sonucunda son yıllarda derinlemesine bir yansıma fırsatı bulmuşlardır. İnançlar arası etkileşim adına oluşturulan alanların potansiyeli nedir? Bu hareketin bugün için amaçları ve umutları nelerdir? Dinin içgörülerinden yararlanan ancak bunun ötesine geçerek dinin kargaşa içinde olan bir dünyayla olan ilişkisini keşfetmeye devam eden bir diskurda nasıl yer alabiliriz? 

Geçtiğimiz Eylül ayında Buenos Aires’teki G20 Dinler Arası Forumunda Bahai toplumunu temsil eden Venus Khalessi, “Dine bakmanın bir şekli onu, herhangi bir inancı veya mezhebi aşan bir fenomen olarak görmektir,” şeklinde konuşmuştur. Khalessi inançlar arası çalışmalara katılımın amaçlarından birinin de, evrensel ilkeler ortaya çıkartıp bunları uygularken yaşanan deneyimlerinden öğrenme elde etmek olduğunu açıklamıştır. Mesele daha barışçıl ve adil bir dünya için çalışmaktır. Khalessi, “Bu bağlamda din, gelişen ve toplumun ilerlemesine yardımcı olabilecek anlayış ve değerler sunan bir bilgi ve uygulama sistemi olarak görülebilir,” diye eklemiştir.

Dinin insanlığın yaşamında oynayabileceği hayati ve yapıcı bir rolü olduğu görüşü G20 Forumu’ndaki birçok dini grubun temsilcileri tarafından paylaşılmıştır. Konferansın konsept raporu, dinin birçok toplumsal meselede öne çıkan rolünü tarif etmektedir. 

Söz konusu rapor, “Kabul edilse de edilmese de din, dünya çapında toplumların ve ulusların karşı karşıya kaldıkları zorlukları ele almakta ve daha geniş toplumsal refaha hitap etmektedir. Dini organizasyonların ve bireylerin sunduğu zamana ve kaynaklara yatırım yapılmaksızın, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşamayacaktır,” diye açıklamıştır. 

Kasım ayında, dünyanın dört bir yanından 8 binden fazla kişi Toronto, Kanada’da küresel inançlar arası hareket için önemli olan bir başka forum olan Dünya Dinleri Parlamentosu’nda bir araya geldi. Bahailer, gençliğin güçlendirilmesi, din ve vatandaşlık arasındaki ilişki, birlik ilkesi, kadın ve erkek eşitliği, ırk birliği gibi pek çok ilgili konu üzerine oturumlar düzenlemiştir. Bahailer, çoğu farklı inançlara sahip insanlarla işbirliği içinde gerçekleştirilen 60’tan fazla sunum yapmıştır. 

Bayan Thoresen, inançlar arası faaliyetlere zaman ayırmaya devam etmekte büyük değer görmüştür ve bu konuda, “Adım adım öğreniyoruz. Ortak bir anlayış oluşturacak şekilde dinlemeyi, yansıma yapmayı ve birbirimizle iletişim kurmayı öğreniyoruz,” diye açıklamada bulunmuştur. 

“Bu ortamda, farklılıklara odaklanmak yerine hepimizde ortak olanlar üzerine inşa etmeye çalışmak çok önemlidir ve ortak olan şeyler aslında çoktur,” diye sözlerini sürdürmüştür. Bayan Thoresen’in başkanlık ettiği Norveç Dinî ve Yaşamsal Duruş Toplulukları Konseyi, Oslo’da yalnızca düzenli olarak inançlar arası toplantılar düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda ülke genelinde yerel topluluklarda inançlar arası etkileşimi de yaygınlaştırıp desteklemektedir. 

İnançlar arası faaliyetler geniş ölçüde değişiklik gösterir. Bazı gruplar öncelikli olarak dayanışma oluştururken; diğerleri toplumsal değişim odaklıdır. Örneğin, Tunus’un 2011 devriminden bu yana ülke, dinî çeşitliliğinin giderek daha fazla bilincinde olmuş ve çoğulcu bir toplum geliştirmeye gayret etmiştir. İnançlar arası etkileşim gelecek için ortak bir vizyon oluşturmada kritik bir rol oynamıştır. Ve daha geniş bir şekilde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Aralık ayında Arap bölgesinde inanç topluluklarının sosyal uyumu ve hoşgörüyü nasıl geliştirdiğini gözden geçirmek için Bahailer de dâhil olmak üzere dini temsilcileri bir araya getiren bir konferans düzenlemiştir. 

İnançlar arası faaliyetlerin gelişen alanlarına ek olarak, bazı Bahai toplumları, toplumun daha geniş kesimlerini dâhil etmek amacıyla geleneksel inançlar arası etkileşimin ötesine geçen yeni bir alan olduğunu gözlemlemişlerdir. 

Ülkenin önde gelen inançlar arası örgütlerinden olan Kanada İnançlar Arası Sohbet kurumuna başkanlık etmiş bir Bahai olan Gerald Filson, “İnsanlığın en zorlu sorunlarının üstesinden gelmesine yardımcı olmak için dinin gücünü kullanabilecek bir etkileşime ihtiyacımız var,” diye açıklamıştır. “Kanada’da laik ve dini aktörlerin ortak yarar için birlikte çalışabileceklerine tanık oluyoruz. Bu tür bir işbirliğine yer açmak, diskurun ilerlemesine ve yeni imkânların ortaya çıkmasına yardımcı oldu,” diye eklemiştir. Kanada’daki Bahai toplumu, sivil toplum ve inanç temelli örgütler, akademisyenler ve hükümet temsilcilerini bir araya getirerek kamusal alanda dinin rolü hakkında birçok önemli ulusal konferans düzenlemiştir. 

İspanya’da ise, Avrupa’da giderek artan bir sorun haline gelen şiddetin radikalleşmesi sorununu daha iyi anlamak ve ele almak için üst düzey güvenlik uzmanları, yasama görevlileri ve âlimleri bir araya getiren bir seminer düzenlenmiştir. 

Dr. Filson sözlerini şu şekilde tamamlamıştır: “Birlikte ilerlemeye devam etmeliyiz – çemberi tüm insanları içerecek şekilde genişletmeliyiz. Ancak bizi birbirimizden ayıran şeyleri aşıp ortak kaderimiz için birlikte çalışarak, dünyanın gerçek problemlerini insanları sadece konuşmanın ötesinde bir anlayışta birleştiren ve bir araya getiren bir şekilde ele almaya başlayabiliriz.” 

Dinlerin bir arada var olması, dinin toplumdaki rolü ve inançlar arası etkileşim ile ilgili diskurlara katılımlarında artan sayıda insan ve grup, dinin topluma yapıcı katkılarının altını çizmeyi öğrenmektedir ve Bahai toplumu bu çok önemli konuya kendi katkısını sunmaya çalışırken ilhamını Yüce Adalet Evi’nin Nisan 2002 tarihli dünyadaki dini liderlere yazdığı mektuptan almaktadır.

Bu makalenin orijinaline ulaşmak için: https://news.bahai.org/story/1306/

KAPAT